Merhaba Magnify serimizde, büyüme alanında yanıtlarını duymak istediğiniz soruları uzmanlara soruyoruz. Bugünkü konuğumuz, verennew.tv'nin kurucusu Engin Yurdakul. 10 yıllık kurumsal hayatının ardından 15 yılı aşkın süredir kendi ajansıyla influencer marketing alanında hizmet veriyor. Büyüme alanında merak ettiğimiz soruları genelde soruyoruz ama bugün ekstra heyecanlıyım. Çünkü influencer marketing gerçekten o kadar çok ki, uzmanlarımın duymasını istediğim çok fazla sorun var. Hemen başlıyorum. Şunu da belirtelim ki, çok sayıda marka halihazırda keşfettiği influencer marketing yöntemini uyguluyor. Herkes kendi ölçüsünde yapıyor ve bu ölçüyü çok ileri götüren markaların şu anki en büyük sorunu, ne kadar geniş olursa olsun, dar bir influencer avucuna sıkışmaları. Sonuç olarak satılacak ürün veya yapılacak cirodan çok daha sınırlı sayıda influencer bulunmaktadır. Google'a istediğiniz kadar bütçe ayırabilirsiniz ancak influencer her zaman daha fazla büyümeye çalışan bir mecradır. Bu noktada, verimliliği düşürmeden influencer pazarlamasını ölçeklendirmek isteyen markalara ne önerirsiniz? Burada aslında verimliliği düşürmeden olmuyor, aksine verimli olmayı influencer'a bağlamamak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hem etkileyiciler hem de platformlar çok hızlı değişiyor. Etkileyiciler çok değişiyor. Bugün iyi görünen bir influencer ile iş yapılabilir ancak bu 2 aydan sonra yanlış bir hamle nedeniyle influencer'ın markanızla birlikte olmasını istemeyebilirsiniz. Ya da yeni bir influencer çıkar. İlk başta düşündüğünüzden daha iyi bir etkileyici olabilir. Dolayısıyla burada esnek olmamız gerekiyor. Dediğiniz gibi kanal seçiminde çok fazla platform var o yüzden tiktok tarafı ayrı olabilir. Youtube'da ayrı youtube short'lar var. İnstagram tarafını zaten biliyoruz, işte twitch tarafı, bir de Twitter tarafı var. Aslında farklı kanallar var. Dolayısıyla influencer'lar da farklıdır ve bunun sonucunda influencer yönetim ajansları ve ajanssız veya farklı şekilde çalışan influencer'lar vardır. Dolayısıyla markaların bu noktada esnek olmaları gerekiyor. Aslında lithv olarak ilk kuruluşta öngördüğüm açık aslında bu noktadaydı çünkü genelde bütün yapılar, oluşturanlar, yani içerik üretenler etrafında toplanmış durumda. Dolayısıyla kimse marka tarafını pek düşünmemiş, markalar aslında tek bir yönetim şirketiyle değil, 34 yönetim şirketi veya ajansıyla çalışıyor. Acil durumlarda çalışıyorlar. Dolayısıyla influencer tarafında geniş tutulacak bir havuz gibi değil. Aslında herkesle çalışabilecekleri bir altyapı kurmaları gerekiyor ve bizim gibi bir ajansla çalışıyorlar ama olabildiğince esnek olmaları gerekiyor, bir menajerlik ajansından aldıkları listeyi direkt atan biri gibi olmamalı, ya da bir portföy varken portföyden ziyade neye ihtiyacınız var sorusuna cevap bulmaları gerekiyor. Biliyorsun, sanırım daha fazla marka bunu izleyecek. Doğru olan budur, o yüzden anlıyor. Peki, eğer influencer seçimi yoksa, bir liste verip markaya influencer seçmek yerine, markayı nasıl dinleyip, anlayıp, bu tarafta yer alabilirim? Aslında buradaki seçenekler hakkında söylenebilecek en iyi şey şudur. Çünkü burada bir marka veya reklam söz konusu değil. Tıpkı sinemada olduğu gibi. Markanızın hikayesi nedir, aslında ünlülerin kastedildiği ve bir hikaye yazıldığı mantığı var. Doğrudur, orada ufak bir fark var, belki biraz daha fazla reklam tarafında. Şimdi, oyuncu kadrosundaki birçok kişiye bakıyorum ve bunun markamızı yansıtıp yansıtmadığına bakıyorum ve bunun gençliklerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Gülümsemesinden duruşuna kadar her şeyiyle markamızın yüzü bu olabilir mi? Orada böyle bir tartışma olabilir. Çünkü seçme özgürlüğünüz büyük ölçüde oyuncu seçimi tarafında, ama burada öyle değil. Burada biliyorsunuz, markalara her zaman söylediğim şey şu; elinizdeki malzemelerden size en yakın olana doğru markayı uzatmanız lazım, o tarafta seçme özgürlüğünüz var diyebilirsiniz, benim bu profilim beni anlatmıyor, başkasına benziyor ama burada öyle değil. Burada influencer dediğimiz sayı bellidir. Hele ki makro veya akıl diyorsak daha da az yapsın veya hiç yapmasın, yoksa pek hoşuna gitmeyebilir. Ama günün sonunda markaların, çok zıt bir marka olmadıkları sürece, kendilerini esnetmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Çünkü bu adam sana daha fazla satış veya daha fazla görüntülenme getirecek. Dolayısıyla markalarının bu konuda çalışma konusunda biraz daha esnek olmaları gerekiyor. Peki markaların burada düştüğü en yaygın tuzak ya da yanlış strateji nedir? Genelde bunu yapma konusunda kısıtlılar, influser ile çalışıyorlar ama sorduğunuz gibi bunu bir sorun olarak gören, ya da bunun büyük bir sorun olduğunu bilmeden hep aynı kişilerle çalışan markalar var. Bir çalışma durumu olabilir, ikinci noktada ise tabii ki marka perspektifinden baktığımda birçok ajans, influencer marketing yapıyoruz diyor. Çünkü konu bu, o yüzden şimdi burada. Sosyal medyanın çok fazla etkisi var, bunu küçümsemek anlamında söylemiyorum ama sosyal medya ajansları zaten influencer işi yapıyor. PR ajansları yaratıcı ajanslardır, medya satın alma ajansları ise. Dolayısıyla nüfus alanında gerçekten deneyimli bir kurum olmasına dikkat etmelerini öneririm. Aslında Çin, son yıllarda özellikle Avrupa Birliği ve ABD'den son kullanıcı veri gizliliği konusunda çok ciddi gelişmeler kaydetmiş durumda ve bu sonuçlardan sonra ölçüm yöntemlerinde oldukça dikkat çekici bir noktaya gelmiş durumda. Özellikle eflat pazarlamada değişiklikler oldu ve pazarlamayı çok zor bir duruma soktu. Influencer pazarlama tarafında ise pek etkilenmedim ama şu an için siz. Gerçekten sektörlere şu anda böyle mi yansıyor? Markalar bu durumun üstesinden nasıl gelebilir? İştahın dışında ölçümün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Brentink dediğimiz kısımda çok önemli. Çünkü orada da ayrılmış bir bütçe var ve bunun etkileşim getirip getirmediği, izlenme getirip getirmediği de önemli. Bu satışa dönüşmeyebilir. Nihai hedefine ulaşsa bile önemli değil. Kampanyanın ne için yapıldığı ve sonucunun ölçülmesi ve aslında o etkileyicinin haklı olup olmadığı kısmı da var. Bilirsin, doğrudan, belki iştahtan önce. Orada da analiz turlarının olduğunu söylemek lazım. Üzerinde çalıştığımız 2 araç var. Burada önemli olanın ajansların kendi araçları yerine sadece ölçümleme, raporlama yapması olduğunu düşünüyorum. Çünkü o tarafı geliştiren araçlar var, oradan para kazanıyorlar, şimdi de yapay zekayla birtakım tahminler oluşturuyorlar. O yüzden onlarla çalışmanın çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Afili tarafında tabi ki her zaman marka tarafında ve web tarafında da zaten kullandıkları bazı uygulamalar var veya aslında var. Fiyata dahil olan bazı uygulamalar var, mesela Google Analytics, zaten fiyatın içinde. Dolayısıyla satış rakamlarına geri dönerek işletmenin şeffaf bir şekilde büyümesi için e-posta tarafında influencer veya ajanslara çok şeffaf bir şekilde maruz kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aslında belki gerçek zamanlı olarak paylaşılabilir, evet İptal ve İade veya benzeri bir şey olabilir. Aylık bir değerlendirme var ama yine de şeffaf bir şekilde yapabilirsiniz, biliyor musunuz? Olmadığında ve günün sonunda 2 TL kazandığımda, %100 emin olmam gerektiği için onu bir influencer olarak düşünüyorum. Zaten markaların şeffaflığı ve e-ticaret tarafı bunu zaten yapıyor. Aslında açmaları yeterli olur diye düşünüyorum. Şunu sormak istiyorum, influencer kampanyaları tarafında odak noktası her zaman etkileşim ve erişimdir. Esas olarak, ancak iş sonuçlarına ulaşmak için hangi metriğin kritik olduğunu düşünüyorsunuz, vurguladığınız ana metrik nedir? Sanırım bu yüzden hepimiz erişim ve etkileşim istiyoruz, aslında günün sonunda, bunu bir kazanç olarak düşündüğümüzde, satış bu işin sonu ve kaçınılmaz olarak çoğu marka anında satış istiyor. Ama bu, şu durumda çok zor bir sorudur: Satışı kim getiriyor, hangi influencer bize en iyi satışı getiriyor? Soru çok zor ve hatta cevabı olmayan bir soru. Çünkü bunun yüzde ellisi influencer tarafındaysa ve dışarıya çıkacaksa, içeriye bağlıysa, diğer yüzde ellisi de marka ve ürün oluyor, aynen öyle. Eğer o ürün zaten satılmıyorsa, influencer marketing'i çok iyi görelim. Bakalım şu ürün satılmıyor diye tüketiciyle üründe veya markada bir sorun var gibi bir yaklaşım var mı. Sadece influencer satın al dedi diye, evet, normalde tabii ki satın alınan bir ürüne geri dönüş olabilir ama olmaması durumunda influencer'ın haksız olduğunu söylemek çok doğru olmaz. Çünkü normalde o ürün zaten satılmıyor. Biliyorsunuz, influencer nasıl satış yapsın, ya da influencer o zaman satış yapıyorsa, o zaman bütün satış ekiplerine ya da pazarlamaya ne gerek var diyorum? Eğer influencer çıkıp al dediğinde her şeyin alındığı bir dünya varsa, o zaman herkesin uğraştığı bir şey var demektir. Satış yapmak zordur aslında. Burada şu sonuç ortaya çıkıyor, son yıllarda influencer'ların çıkardığı ürünler markaların influencer iş birliklerinin ötesinde ve markaların onları bu kadar yoğun tutmasının sebebi aslında pazarı daha iyi görüp ona göre ürün üretmeleri, hatta markalardan daha çevik davranabilmeleri. O yüzden orada erişim önemli. Yine bunu bir huni gibi düşünürsek, birincisi erişim, ikincisi farkındalık, üçüncüsü ise aslında eylemdir. Satışların genelde talep edildiğini varsayalım. Bu uygulamayı indirebilirsiniz. İnstagram hesabınızdan falan üye olabilirsiniz ama normaldir. Sonundaki aksiyon genelde satış oluyor, biliyorsunuz herkesin amacı bu öğrenme sürecini bir an önce başlatıp erişimden oraya geçmek, dolayısıyla satış beklemek yerine erişimde bu noktaya geliyoruz, reklamcılık gibi bir pazarlama duruşundan biraz daha esnek, günlük hayatta organik içerik dediğimiz veya daha yakın dediğimiz bir noktadan. Evet, elbette markanın istediği şeylerin brifingde söylenmesi gerekir. Çünkü sonuçta bu bir reklam işi ve bir bütçe ayrılıyor, marka da bunun parasını ödüyor. Ama bunu etkileyicinin özgürce seçtiği şekilde söyleyebilmesi gerekir. En sevdiğim model markası için 56 makale yaz diyoruz. Bunlardan 2 veya XNUMX tanesini influencer'ın söylemesi için serbest bırakın. Bunu kendisi söylemiyor çünkü sonra bunu söylemek için bir kurgu yapıyor ama diğeri kendisi seçiyorsa, ben bundan bahsediyorum, bundan bahsediyorum böyle bir kurguda, bundan bahsediyorum, markanın söylemek istediği çok şey var. 5'te XNUMX demesi zaten çok organik bir içerik. Daha sonra tekrar etkileşim başlıyor. Dediğiniz gibi etkileşim varsa farkındalık da var. Peki o videoda daha fazla zaman geçiriyor, daha dikkatli dinliyor ve etkilendiğinde ne oluyor? Farkındalık oluşturulduktan sonra etkilenen kişi ya markaya gidip ürünü satın alır ya da almaz. En azından sahaya daha fazla insan gönderiyoruz. Oysa müşteri aslında takip edilmediği takdirde satışın gerçekleşmeyeceği yönünde bir hareket sergiliyor. Son yıllarda pazaryerleri ve bazı markalar kendi influencer ağlarını oluşturdular, tıpkı Asya dijital pazarlamasındaki rekor kurulumunun influencer pazarlamasına yansıması gibi. Ciddi sahalarını kurmuşlar. Bu durum başlı başına birçok avantaj sağlasa da belki maliyet operasyonel güç açısından bir avantaj sağlıyor olsa da, influencer marketing alanının veya sektörünün biraz daha daraltılma ihtimali olduğu yönünde fikirler de mevcut. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Burada markalar influencer'larla ayrı ayrı iş birliği yapıyor, yani kendi ekiplerinin dışında bir ekipleri olduğunu varsayalım. Daha sonra ekibinin dışında da çalışacağı için influencer'ının sonunun geleceğini veya sonlandırılacağını düşünmüyorum. Bazen benle de konuşuyoruz. Peki ya bu taraf? Reklam olduğu çok net ortaya çıktı ya da bana bu iş bitti mi diye soruyorlar. Yıllar sonra hala televizyon reklamları en pahalı mecra ise, sürekli bahsettiğimiz, kimsenin izlemediği bir mecra hala en pahalısı ise bu işin sonu diye bir şey yok. Tekrar ediyorum, eğer erişim varsa tam burada. Çünkü kararı aslında tüketici veriyor. Yani tüketici azalmazsa influencer pazarlamanın veya influencer'ların son bulması mümkün değil. Evet, ortam değişebilir, işte facebook'tan instagram. İnstagram var, tiktok var, bir ara vine vardı ama işte tiktok'a kayan vine fenomenleri, bir de Snapchat var. Mesela Snapchat Ortadoğu'da çok iyi, ya da pazarlara göre değişebiliyor, ya da onu kuran insanlara göre değişebiliyor. Biteceğini sanmıyorum. Markalar kendi ekiplerini kurabilirler. Burada maliyet açısından avantaj tartışılabilir veya tartışılmayabilir. Bir yandan markanın doğrudan gitmesi, arada bir aracılık olmaması nedeniyle avantaj gibi görünüyor ama diğer yandan markanın beni her şeye rağmen istemesi de söz konusu. Bir bedel karşılığında verilebilir. Orada da ajansın gerçekten bir işbirliği ya da pazarlık gücü varsa, ajansın kendi hizmet bedeli de dahil olmak üzere daha ucuza bir fiyat alması gibi bir şey var ve tabii ki dediğiniz gibi operasyonel tarafın bunu markanın kendisinden yönetmesi gerekiyor. Kaç farklı influencer ile çalışmak istediğinize bağlı. 23 kişiyle bir şey yapabilirim ama bir ekip kuracağım. Biliyorsunuz, 20 kişilik, 30 kişilik bir etki ekibine sahip olmak istediğinizde, bu gerçekten çok büyük bir operasyon. İçindekilerin ve içeriğin bitmiş olması benim için tam bir son. Bu beni soruma getirdi. Söylediğiniz şey aslında bağımsız influencer'lar veya mikro influencer'lar için bir fırsat. Çünkü markalar ve pazaryerleri bunu kendileri yönettiğinde, bir süre sonra tabana yayılacak bir şeye ulaşmaya çalışıyorlar sanırım, değil mi? Evet, doğru, büyük isimler sonunda bu eski marka iş birliği noktasına geldiler. Bu konuda çok sayıda makale var, bir de gerçek tarafı var. Şu anda ünlü dediğimiz yüzler aslında influencer olsa da aslında kendisi artık gerçek bir ünlü statüsünde ve bir reklamda spor ünlüsünü ya da moda ünlüsünü canlandırıyor. Aynı noktaya geliyoruz. Her ikisinin de avantajları var, dezavantajları var. Çoğu şeyde olduğu gibi, tek bir gerçek yoktur. Celebrity ile proje yapmanın avantajları da var. Erişim açısından, farkındalık açısından çok farklı bir noktaya gidebilir ama küçük isimlerde o konuya hakim olanlarla veya onların takipçileriyle daha samimi bir iletişim olabilir. Dolayısıyla çok fazla reklam yapmıyor, riske girmediği için beğendiği ürünleri üretiyor. Takipçi sayıları az olduğu için ikisinin de bir avantajı var, markalarla yaptığımız projelerde her zaman ikisinin de yapabileceği şekilde ilerlediğimizi düşünüyorum. Aynı şekilde, bütçeli olarak, efilasyonun ve düzeltmenin de avantajları var. Sanırım bu markanın zor kısmı şu, belki de burada çok esnek olmaları ve hepsini deneyip kendileri için hangisinin doğru olduğuna karar vermeleri gerekiyor. Aslında tek bir doğru bile olmayacak muhtemelen. Satış kampanyası olduğunda arada esnek olabilmeli, mesela bir şeyi kullanıp Brent tarafına gidebilmeli, lansman varsa diğer tarafa gidebilmeli. Ajansın bu konuda önemli olduğunu düşünüyorum, daha zor bir alana geçiyorum. Aslında influencer işbirlikleri ve b iki uzay olabilir. Markalar bir süredir çalışıyor çünkü çoğunlukla yayılmak için kullanılan bir araç ama c ve meskit'te daha işlevsel görünüyor, influencer marketing her zaman doğrudur ama onlar bunu bizim için işe yaramaz olarak görüyorlar ama çok güçlü bir pazarlama aracı. Bir yandan da pazarlamacıların influencer marketing yapabileceği bir alan olduğunu düşünüyor musunuz? Çok zor çünkü burada en kritik konu aslında hedefleme, hedeflemede ne kadar ileri gidebiliriz? Artık Facebook'un doğal altyapısıyla Instagram'ın hedeflemesi çok daha yüksek. Bu nedenle böyle durumlarda standart bir reklama yönelmenizi öneririm. Eğer belirli bir kitleye ulaşmak istiyorsanız, burada bildiğimiz en detaylı şey hedeflemedir. Mesela Eskişehir'de bir kafe varsa, buraya birini çekmek istiyorsa ve Eskişehir'e bir akın varsa, kafeye gidiyor. Bunu mikro ölçekte söylüyorum çünkü takipçileri arasında Eskişehir'den bir influencer da var. Eskişehirli bir influencer olduğu için takipçilerinin de Eskişehir'de olacağı varsayımı doğru bir kabuldür. Dolayısıyla Eskişehir'e duyuruluyor gibi bir şey olabilir ama İstanbul'da veya başka bir şehirde başkaları da izliyor olacak. Yani belirli bir şey çok zordur. Güzellik arısı tarafında da durum aynıdır. Bu şirketin satın alınması veya bu işle uğraşan kişilerin hedef alınması mümkün değildir. Ama bu, o kişinin sosyal medyada var olmadığı anlamına gelmiyor. Evet. Ama demek istediğim, bir milyon insan yok, ulaşabileceğiniz bir reklam yapıyorsunuz, ancak bunun 23'ü gerçekten istediğiniz şirketteki alıcı olabilir, ancak bunu görmelerini ummaktan başka belirli bir şey yok. Ama yine de be'den c'ye doğru olan taraf çok daha güçlü tabii. Çünkü bir noktada herkese mal satmak istiyorsunuz, kaç kişi görürse görsün, elinizde benim için faydalı olan bir ürün veya bir söz varsa maliyet açısından her zaman daha avantajlıdır. Peki, bu ölçeğin diğer tarafında bir mikro-influencer olabilir mi? İnsanların Up'a başvurması için bir fırsat mı? Çünkü diğer yandan boya satmak isteyen çok sayıda boya markası var ve ustalara ulaşmaya çalışıyorlar. Ya da her sektör için geçerli olan kuaförlere ulaşmaya çalışan markalar var. Dolayısıyla diğer yandan burada influencer ile makro veya ünlü tutarlılığında olmasına da gerek yok. Mikro-influencerlar için bir fırsat olduğunu düşünüyor musunuz? Yani markanın desteği aslında soruda sorduğunuz gibi bir yapı, burada daha doğru. Eğer o kadarına pazar yoksa. Çünkü günün sonunda influencer şöyle bir noktaya geliyor, bir influencer boya ile ilgili bir kanal açsa bile takipçi sayısı çok düşük kalırsa marka iş birliği elde edemiyor ve dolayısıyla bu bir gelir veya iş, dolayısıyla bu büyümezse hep aynı takipçi sayısında kalmış ve markalardan iş alamazsa büyük ihtimalle devam etmeyecek. Eğer bunu çok severek ve hiçbir gelir beklentisi olmadan yapmıyorsa, aslında bunu finanse edecek olan marka olabilir. Bizim markamız bu tarz insanları kendi bünyesine alıp destekleyebiliyor ve hatta sürekli olarak bu mecralara göre organize olmuş, diyelim yakın diyelim, içerik üretebiliyor, aslında çok niş bir konu olduğunu düşünüyorum konuştuğumuz. Çünkü aksi takdirde influencer tek başına yoluna devam edemez. Son soruma gelince, aslında tüm misafirlerimize sorduğumuz bir kavram var, o da yapay zeka. Bunu influencer marketing'de çok görüyoruz, TikTok da ön plana çıktı. Aslında gözle oluşur. Sentetik içerik şu anda gerçek içeriğin sayısını aşmış bir şekilde sentetik yaratıcılar veya sentetik etkileyiciler aracılığıyla piyasada bulunuyor. Öncelikle bu konudaki fikrinizi merak ediyorum ama buraya linkini ekleyeceğim. Bu trend 35 yıl sonra nereye varacak, insanlara, yani influencer marketing'e zarar verecek noktaya gelebilir mi? Sanal influencer konusunun son zamanlarda gerçekten gündeme geldiğini düşünüyor musunuz? Takipçileri de oldukça arttı. Sanırım yeni olduğu için, çok sansasyon yarattığı için, ama işe yaramayacağını da söylemiyorum. Dolayısıyla ben bunun oturacağını düşünüyorum ama bir influencer'ın yapay influencer mı, gerçek influencer mı, bunlara tüketici mi diyelim, biz mi diyelim, takipçi mi diyelim, bunun bir önemi olmayacağını düşünüyorum. Şu an, bu konu yeni çıktığı ve şimdiye kadar böyle bir şey olmadığı için belki böyle bir kaygı vardır ve bu soruda da aslında bu var. Onun yerini dolduracak mı yoksa o tarafı tamamlayabilecek mi? Bunun farklı şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü bu yeni nesil ona daha da yakın olacak. Bu yüzden belki de bu bizim için yeni bir konudur. Ama kendisi zaten bunu bilecektir. Dolayısıyla böyle bir endişe olacağını sanmıyorum. Ya da yapay olduğu için takip etmiyorum. Ve öyle olacağını da sanmıyorum. Şu anda en azından yapay influencer veya yapay zeka dediğimiz şeyin arkasında yaratıcı bir ekip var, ama bu insanda da devam ediyor. Bir gün yapay zekanın yaptığı işte yapay zekanın ortaya çıkacağı ve tüm misafirlerimizle bir adım önde olmanın çok zorlaşacağı bir noktada yüz ve profilin nereye varacağını gerçekten bilmiyorum. O zaman şu soruyla bitirelim. Gerçek influencer'ları kullanmak yıllardır kullanılan bir yapıdır ve işe yarar. Bir yandan da bunu sentetik yaratıcılar ve influencer'larla desteklemek faydalı görünüyor. Burada hibrit bir yapının düşünülmesi gerektiğini düşünüyor musunuz? Markaların bunu şimdiden düşünmesi gerekir mi? Sanırım orada var, aslında, daha sonra konuştuğumuz gibi, markalar belki kendi etkileyicilerini yaratabilirler. Yani yapay bir infektörle uyumlu olacak şekilde üretildi, çünkü normal bir infektörle aynı. Evet, o da olabilir. Kesinlikle. Bunu kendisi yaptığında, yapay etkileyicilerde güçlü bir söylemi olduğu için, aslında bunu en başta söylemiştim. Bir influencer yanlış bir şey yaptığında bu durum markayı birebir etkiler. Bu normal marka yüzlerinin örneklerini de çok duyduk. Markalar işbirliklerini sonlandırıyor. Ve benzeri şeyler, hep diyorlar ki o tarafa gelsin, bilirsin, o yanlış bir şey yapmaz, işte aç kalmaz, susamaz. Dolayısıyla biliyorsunuz istediğiniz yere gidebilirsiniz, para ödemenize gerek yok, arkaplanı değiştiriyorsunuz, sanki dünyayı dolaşıyormuşsunuz gibi. Yani bu kurgu olabilir, evet, ama aynı zamanda çok yapay da olabilir. Biliyor musun, aslında bu reklamcılık ve influencer pazarlaması gibi bir şey. O zamanlar reklamcılıkta da her şey çok iyiydi. Çekimler harika, fonda müzik sesi, ışık harika ama influencer marketing doğal olandan daha fazla artmış aslında. Yani kullanıcı yataktan kalktığında makyaj yapmayacağını biliyor. Karısını, karısının kocasını görmek istiyor. Mesela aile yaşantısını görmek istiyor, doğallık aslında influencer marketing'in başlangıç noktası çünkü bu kanalların sağladığı avantajdan dolayı. Bunu söylediğimizde, biliyorsunuz, ismen yapay olduğu için çok güzel olsa da aslında bir reklam gibi. Bu sefer de inandırıcılığı olmayacak. Belki de vardır. Olabilir ama yapay tarafını düşünürsek, markaların kendi yapay etkilerini yaratabileceklerini düşünüyorum ama zaten hiç takipçi yoksa anlayabiliriz. Sürecin biraz reklama benzemesi, tüketicinin henüz bu tarafa hazır olmadığını veya henüz kabul etmediğini gösterecektir. Katılımınız ve fikirlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederiz, bugün Engin Yurdakul'da influencer marketing'in yolları ve geleceği hakkında konuştuk. Yeni videolarımızdan haberdar olmak ve destek olmak istiyorsanız abone olmanız, beğenmeniz, yorum yapmanız veya paylaşmanız yeterli, izlediğiniz için teşekkür ederiz.

