Merhaba, Büyüme alanında merak ettiğiniz soruları uzmanlarımıza soruyoruz, Büyütme serisinde, bugünkü konuğumuz Türkiye'nin en büyük teknoloji şirketlerinden Path'in kurucu ortağı ve CTO'su Murat Kader, hoş geldiniz Murat hoş geldiniz. Öncelikle en çok merak ettiğim konuyla başlamak istiyorum. E-ticaret tarafında altyapılarla ilgili çok fazla konuşuluyor. Aslında herkes bu noktalar için farklı altyapılar kullanıyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde herkes hızla bir altyapıya atıldı. Ama bir dönem sonra herkes büyüyor, herkes. Bölgedeki altyapı yetersiz kalmaya başladı. Son zamanlarda altyapıda aksaklıklara dair çok fazla geçiş duyduğumuzu biliyoruz. Bu bağlamda, karar vericilerin teknoloji ve e-ticaret tarafında gerçekten hangi faktörleri göz önünde bulundurmaları gerektiğini sormak istiyorum? Türkiye'de şu anda kiminle konuşursanız konuşun, kullandıkları altyapıdan memnun olmadıklarını mı düşünüyorsunuz? Memnundur veya başka memnuniyetsizlikleri vardır, geçişi düşünür, cesaret edemez. Bu soruyu cevaplamanın birkaç farklı noktası var. Cymeter ne kadar büyükse o kadar fazla işlevselliğe ihtiyacınız olur. E-ticaretin çok fazla dinamikleri olması sebebiyle ürün yüklemeniz gerekiyor. Ve bu, teknoloji altındaki tüm mimari deneyimleri değiştiriyor. Dolayısıyla ilk ölçek ne kadar web sitem var ve ne kadar e-ticaret sesim var şeklindedir. Kaç tane ürünüm var, nasıl bir arama altyapısına sahibim ve kaç tane ürüne sahip olmak istiyorum. Öncelikle onu iyi hazmetmek gerekiyor. Buradaki sayı arttıkça, buradaki metrobüs sayısı arttıkça, buradaki arama fonksiyonu arttıkça, buradaki web sitesinin ihtiyaç duyduğu yan fonksiyon arttıkça bunlar çok basit gibi görünüyor ama vişlis gibi favoriler gibi. Sağdaki büyük oyuncuların hepsinin farklı kulvarlarda uyguladığı becerilerin bunlara göre belirlenmesi gerekiyor. İkinci değişken ise, ben büyük cirolar yapıyor olabilirim ama şirketimin buna yönelik bir kültürü olmayabilir ve ben buna yönelik bir kaynak yönetemiyorum. Dolayısıyla ben böyle bir firmaysam kaynak ihtiyacı olacak bir yerle çalışmamam lazım. Daha çok kamış odaklı bir altyapıyla çalışmam gerekiyor. Buna göre kullanmam gereken fonksiyonları belirlemem gerekiyor. Her şeyi yapabilmek, her şeyi yapmanızı gerektirmez. E-ticaretin temel dini. Onlara yapışmanız için yeterli termal kaynağım var. Ben şimdi ne yapacağım? Burada konu ikiye ayrılıyor. Hazır sistemler var ve satın alıp kendi yapımıza ekleyebileceğim çok büyük yazılımlar var. Haybis gibi asp'yi çevirip bunları alıp kendi sistemime ekleyebilirim, mesela yazılım framework'ü, metin yapıları, UN tarafında softor development modu ile, ya da geri dönüp kendi başıma açık kaynak kodlu teknolojilerden biriyle bir altyapı kurabilirim. En azından ne kadar ciro yapmayı hedefliyorum? Kaç kullanıcım var, trafiği nasıl yöneteceğim, hangi şirkete bağlanmalıyım gibi soruların cevaplarını bulabilirsem geriye dönüp açık kaynak sektörlerine doğru ilerleyebilirim ama bu çok uzun bir yolculuk ve gerçekten iyi bir ekibe ihtiyaç var. Diğer taraftan hazır bir altyapı alıyorsam bu sefer iyi bir partner. Altyapı hizmet sağlayıcısı olan ortağım var ve benim de kendi desteğime ihtiyacım var. Uzun vadede hayatta kalabilmek için bu soruyu 3 kulvarda cevapladım. Teknoloji tarafına gelince, teknolojiyle ilgili miyim bilmiyorum, teknoloji kültürüm var mı bilmiyorum. Eğer bir kültürüm yoksa, bir kamış yazılımı satın alırım. Bu enstrümantal yazılımın lisans maliyetine nasıl karar veririm? Bir teknolojim ve kültürüm varsa hangi yazılımı seçmeliyim? Bunun ne gibi fonksiyonları olması gerektiği gibi çeşitli kriterlere ayrılır. Türkiye'de zaten çok büyük, tanınmış altyapı sağlayıcıları var. Bir elin parmaklarını geçmezler. Yurt dışında 3 tane çok büyük sazlık hizmeti bulunmaktadır. Bunlar çok iyi yazılımlar ve Türkiye'de çok hızlı ilerliyorlar, yayılıyorlar, kabaca ihtiyacıma göre karar vermem gerekiyor. Peki soruyu tersten sorayım, burada yanlış karar veren marka hangisi? Aslında milyonlarca dolar kaybediyor. Yatırımın, getirinin, yatırımın, satın almanın yanlış alt tipi çok ciddi sorunlara yol açar. En çok yapılan 3 hathaneyi sizce her yazılım evden çıktıktan sonra yazdım, kullandım, kamış olarak seçtim, kurmaya devam ediyorum. 3 yıllık bir projenin ya yaşam döngüsünde yeniden inşa edilmesi gerekir ya da yeniden yazılması gerekir. Müşteri sayısı neden artıyor? 2 İhtiyaçlarınız artıyor. 3 Ürün sayınız çok hızlı artıyor. Dördüncüsü, listede olmayan bir şey var, o da sensin. Çünkü biz Murat'tan bugünün Murat'ına doğru evriliyoruz. O gün Murat Konver oryantal düşünürken müşteri sayısına bakıyordu, bugün sadece ürün sayısına bakıyor ya da bugün sadece lojistik şartlarına bakıyor. Aslında ülkenin konjonktürüne göre evriliyor. Yani bu bir yazılımı seçtiğim anlamına gelmiyor. Bunu ömrümün sonuna kadar kullanmam söz konusu olamaz. Yani ne yaparsanız yapın, bugün kullansanız da, wordpres kullansanız da, yurtdışında herhangi bir bulutla çalışsanız da veya geri dönseniz de belli bir zaman diliminde değiştirmeniz garantidir ve bunu değiştirmek zorundasınız. İşte bu satır. Bunu böyle kabul etmemek gerekir. Büyük bir e-ticaret siteniz varsa, belli bir ürün sayısının üstünde ürün satıyorsanız, belli bir sipariş sayısının üstünde ürün satıyorsanız konuya mimari olarak yaklaşmanız gerekiyor. Ürün bilgilerini toplayabileceğiniz bir sisteme sahip olmanız gerekiyor. E-ticaret sisteminin dışında kalanlara da benim payım diyoruz. Ürün bilgisi beni daha da büyüttü. O çabayı göstermeniz gerekiyor. E-ticaret sitesinde sadece ön tarafta bir sanal mağaza bulundurmuyorum. Ürün bilgilerinin, kargo, lojistik ve teslimat bilgilerinin başka bir yerde tutulması aslında sizi bütün bu dertlerden kurtarıyor. Rüyanın ikilemlerinden biri de pazaryeri tarafıdır. Bugün e-ticaret sitesinde yayınlamakla iş bitmiyor. 6 pazaryerinde canlı yayına geçmeniz gerekiyor. Tekrar piyasaya çıkmak zor. Evet, çok kolay partnerler var. Bunu entegre edebildim. Bu da güzel ama iyi bir mimari. Sizi hayatınızın geri kalanında sistemi değiştirebileceğiniz bir yere taşır. Neden? Çünkü artık web siteniz sizin için bir Kanal 1 pazaryeri, bir diğer kanal Trendway, bir diğer kanal Amazon, bir diğer kanal da böyle yukarıya doğru gidiyor. Mobil uygulamanız da bu şekilde bir kanal mimarisidir, hata yapsanız da yapmasanız da. Hayır, 6 aylık bir emekle, 5 aylık bir emekle, ürün bilgi kategori ağacınız sağlamsa istediğiniz yerden istediğiniz yere gidebilirsiniz, dolayısıyla verdiğiniz cevaptan yakın geleceği bile tahmin etmenin zor olduğu bir ülkede aslında biraz geleceği planlamak gerektiğini anlıyorum. Nereye koşmamız gerektiğini bilmek gerekir ki, doğru kavramlara hakim olmak aslında geri kalan tüm sorunları çözsün. E-ticaretle gelen herkes için, bu işletmenin küresel olarak tanımlanmış bilgilerinin nerede duracağına dair şartlar vardır. Film nedir, OMS nedir, cram nedir, aco Mesut. Yarar hadns serem nedir? Hadles CMS Nedir? Bunları bildiğiniz zaman aslında sistemlerle çok rahat oynamaya başlıyorsunuz. İşte şimdiye kadar konuştuklarımız bunlar. Aslında teknik seviyede karar vericilere kadar inmek gerekirse, orada aslında çok zor bir iş var. Çünkü hem maliyet hem de maliyet açısından çok fazla araç var. Bulut teknolojileri var ve burada karar almak gerekiyor. Verilerin yurt dışında tutulması ve yasal zorunluluklar nedeniyle Türkiye'de tutulması gibi kararlar da var ve belki şehirler de bu kararlar arasında yer alıyor. Ruhun başındaki insanların ucuz-pahalı yerli çözüm-yabancı çözüm veya 10 primli bulut gibi konularda sesi duyulmuyor, bunların hepsi aslında karar verilmesi gereken noktalar ve tepe yöneticilerin buna ikna edilmesi gerekiyor. Elbette bu ikilemlerde karar vericiler kendi gerçekliklerine göre karar almaya çalışıyorlar ama burada bir başlangıç noktası vermeniz gerekirse ne tavsiye edersiniz? Kurumsal hayattan ayrıldıktan sonra 2 yıl danışman olarak çalıştım. Çok büyük şirketlere danışman olarak çalıştım. Yani Türkiye'de perakende sektöründe ilk 10'da yer alan birçok kişiyle çalıştım. Bu, koltuğun o tarafında olmakla ilgili. Altında olmakla altında olmak arasında çok büyük fark var. Aslında karar alma noktasında bu taraf daha kolay, o yüzden şunu yapmalıyım diyorsunuz ama bu şirketlerle çalışırken aldığınız sorumluluk gereği mutlaka o işin finansmanı, o işin başarısı, o işin geleceği konusunda doğru kararları almaya çalışıyorsunuz. Sorduğunuz soru tam burada canlanıyor. Size bir deneyimimden bahsedeyim, Türkiye'de perakende sektörünün büyük bir kısmı son dönemde yurtdışına açılma kararı aldı. Son 23 yıldan bahsediyorum. Peki bu son karardan dolayı ne olacak? Kaybedecek hiçbir şeyim yok. İşte şimdi buradayım. Bir de şunu deneyeyim dedi. İşte bu, oyunun kurallarını tamamen değiştirdi. Neden biliyor musun? Adam belki 4 yıldır aynı altyapıyı kullanıyor, büyük altyapıları kullanıyor. Yurt dışına çıkmak için bunu bulutta sakladığımı, bunu kullanabileceğimi söyledi. Türkiye'de yabancı buna baktı ve ne kadar güzel olduğunu söyledi. Ya ben tek tıkla web sitesi açıyorum diyorsun. İçine ürünleri koyup satıyorum dedi ve geçiş bir anda hızlandı. Burada bu soruya şu şekilde cevap vermek gerekiyor, bu soruya ne kadar süre vermek istiyorum, doğru mu yanlış mı, hangi piyasaya ne vermek istiyorum, ne kadar 5,000 TL, ne kadar bir piyasaya çıkmak istiyorum. İster dil bağımsız kredi kartıyla alışveriş yapın, ister istediğiniz yere atın, tamam, söylentiyi artırdım. 15 ülkede birden fazla ödeme üreticisiyle çalışabiliyorum dediğinizde bu çok basit bir şey. MVP yapmak istiyorum dediğinde bir karar daha verilmesi gerekiyor ve projenin fonksiyonellik sayısı ne kadar uzunsa gerçekleşme ihtimali o kadar artıyor, o kadar azalıyor. Çünkü biliyorsunuz 3 aydan uzun süren bütün projelerde canlıya geçme oranı düşüyor. Basit fonksiyonları olan bir e-ticaret sitesinde en basit haliyle en kısa sürede yayına alınması gerekmektedir. Ve mümkün olduğunca sıfırdan başlamamalıyız. İçinde gül yoksa ne söylersin. Aslında hangi kültür olursa olsun, bu konuda işi bilen, çok fazla deneyimi olan, teknolojiyi daha çok gören insanlardan danışmanlık veya fikir almak çok daha önemli. Milyonlarca dolar tasarruf sağlayacak bir karar olduğu ortaya çıktı. Şimdi konuyu insan kaynaklarına getirmek istiyorum. Duyduğum kadarıyla insan ve insan ekibi var ve teknoloji tarafında insan kaynağı şu anda Türkiye'de birçok insan kaynağı bulmakta zorluk çekiliyor ama teknoloji tarafında daha da zor, bunun sonucunda da bu ekip çekirdek bir ekipten evrildi. Dolayısıyla siz kendi şirketiniz için bir büyüme yaratmışsınız, bu bizim için çok ilgi çekici. Teknoloji sektöründe yeni insan kaynağına ulaşmada karşılaştığınız en büyük zorluk nedir ve bu zorlukları aşmak için hangi stratejileri uyguluyorsunuz? Sektöre 2,003-2,000 çeyrekte girdim, hep yazılım yazan şirketlerle muhatap oldum. Uzun süre yöneticilik yaptım. Sonunda kendi şirketimi kurdum. Bu sektörde yazılım geliştiricilerin, bilişim kaynaklarının ve çalışanların sayısı her zaman azdı. Her zaman insan bulamıyorduk, her zaman pahalıydı. Bu arada cvacı, php oynayan, datn gezen çok yoktu ortalıkta, reacter falan da yoktu mesela bulamazdın, şimdi de yok abi, hani o zamanlar azdı, şimdi yok. Ayrıca covid ile birlikte tüm dünya dengesi değişti, Türkiye ile birlikte aslında ofislerimizde güzel güzel çalışırken, ofisimizi tasarlarken, oyun alanlarını tasarlarken, yemek alanlarını tasarlarken ne yapacağımı bilmiyorum. Sonra covid geldi, bütün kültür değişti ve hepimiz uzaktan çalışmaya geri döndük. Bu da şu sonuca yol açtı. İstanbul, Ankara ve İzmir'de toplanan ekibin tüm IT grupları Türkiye'nin her yerine dağılmış durumda ve ofise gelmek istemiyorlar. Ofiste de beraber çalışmak istiyoruz, vazgeçti. Şimdi bu, covid'in sonlarına doğru bir bilişim kaynağının genişlemesini beraberinde getirdi. Geri dönüp bir kaynak kaynağı bulabildik ama maliyeti çok yüksekti. Eskişehir'deki adamla, Kayseri'deki adamla, Van'daki adamla iş görüşmeleri yapmaya başladım. Daha önce hiç düşünmediğim insanlarla karşılaştım ve gelişimim hızlandı. Şirket olarak, Türkiye'de bilişim ekosistemi olarak geldiğimiz noktada, herkes her yerde, her şekilde iş bulabiliyor. Ancak bu enflasyonist ortam aslında en çok bilişim şirketlerini vurdu. Çünkü artık maaşın ne olması gerektiğini bilmiyorum. 20 dolar almalı mıyım? 40 liramı almam lazım, 60 liramı almam lazım, yurtdışına bakıyorum. Amerika'da, Orta Amerika'da, Brezilya'da geliştirici maaşlarınızda 3,000 ila 3,500 dolar var. İyi rakamlara bakıyorum, geriye gidiyorum, geriye gidiyorum, buradaki ikamet edenin maaşına bakıyorum. Tamamen farklı rakamlar ortaya çıkıyor. Karşılaştırdığınız zaman, maliyetle insan kaynağını yan yana koyduğunuzda bile ortada hala bir insan kaynağı yok. Bunu nasıl bulabilirsiniz, geliştiricinin şu an aradığı birkaç şey var. Güncel teknoloji istiyorlar. İşyerinde ön taraftaki arka uçta Microsoft turu yapmanızı istiyorlar. Güncel teknoloji dillerinden birini kullanmanızı veya kendi frameworklerini kullanmanızı istiyorlar. Para istiyorlar, iyi para istiyorlar. Bu parayı verebilmeniz lazım. Üçüncü enco'yu kabul etmek pek kurumsal değil, dağ kardeş kardeş. Kitabınızda yöneticinize yönetici demiyorsunuz, birlikte öğreniyorsunuz, gelişebiliyorsunuz, oturduğunuz sandalyede rahat bir oturma imkânı sunabiliyorsunuz mesela, ben kariyerimin ilk yıllarında bunu hatırlıyorum. Biliyorsun, burada oturuyorsun, bu işi yapacaksın. Bu kadar katı kurallar varken bu saatte yemeğe çıkmak lazım. Bu saatte geldin. Öyle bir şey yok. Kardeşim artık insanlar rahat bir şekilde öğrenebilecekleri bir ortamda, istedikleri şekilde motive olarak çalışıyorlar. Eğer bunu şirket olarak anlatmayı başarırsanız, doğru kaynakla çok hızlı rekabet edebilirsiniz, bir diğeri diye düşünüyorum. Ve bu, bir besin kaynağı bulma meselesi olduğu kadar, kendi içinizde neye ihtiyacınız olduğunu da tespit etme meselesidir. Bunu söylerken uzaya roket fırlatmıyoruz. Biz hava sistemi yazmıyoruz. Bu kadar büyük bilgisayarlarda yüksek CP ve yüksek cp işlemleri yapmıyoruz. Biz yapay zeka grubuyuz, yazmıyoruz. Yapay zeka grubu kullanıyoruz ama e-ticaret sistemi yazıyoruz. Yazdığımız diller daha çok hayır, yani bir şirket sahibi olarak, bir ürün şirketi sahibi olarak veya internette bir işletme olarak. Bir şirket olarak teknik isteğimi çok iyi tanımlamam gerekiyor. Benim geliştiricim de bunu yapıyor. Veriler şuradan geliyor, veriler şuradan geliyor, dinamikler bunlar, beklentim de bu. Bunu tanımladığınız zaman şirket içinde yollar açılıyor ve çalışanlar daha mutlu oluyor. Çünkü mutlaka ondan daha büyük bir abisi veya akıl hocası vardır. O otoyoldan belki bin kere gidip gelmiştir ve o plakanın her yerini bilir. İşin içine girince oraya nasıl yürüyeceğini anlatıyor ve dolayısıyla da startup süreci çok hızlanıyor. Öğrenme potası çok hızlı olmakla kalmıyor, aynı zamanda çok da hızlı. Tatlı değer çok geniş kapsamlı, aslında bunun proje yönetiminde üst düzey bilgiye sahip kişilerin rehberliğinde yapılabileceğini, sadece yazılım geliştiricisi olmaya indirgememek gerektiğini anlıyorum. Burada anlattığımız her şey yazma ekosistemiyle ilgili, 90 küsur rol var. Yazma ekosisteminde, internete dokunan bir yazma ekosisteminde. Yani bir proje var, bir analist var, bir tesme hafızası var. Çok fazla itme var, bir datnetci var, bir datnetci var, bir tepkici var, bir yüzdürücü var, bir göç var, pıt, pit pit, pıt pıp sayısına gidiyorsun. Her birinin farklı iş tanımları var ancak yazılım ekosisteminde çalışmak için yazılım geliştiricisi olmanız gerekmiyor. Sen bir tanesin. Projenin başında olabilirsiniz, analist olabilirsiniz, testçi olabilirsiniz. Bunu sana şu yüzden söylüyorum. Bundan sonra konu, yazılımın daha otomatik olduğu, sadece söyleyerek yazı üretebildiğimiz, mimariyi bildiğimiz bir yere doğru verilecek. Ben bundan hiç bahsetmiyorum. Şunu sormak istiyorum, birazdan değineceğiz ama birçok üniversite teknoloji tarafında çalışacak. Şu anda arkadaşlarımız, kardeşlerimiz okuyor, onlara üniversite ziyaretleri konusunda yardımcı olabilir miyim diye öğrenmeleri gerekiyor, bu konuda onlara verebileceğiniz bir tavsiyeniz var mı? Yazılım dillerini öğrenmeyi bırakın. Ne ihtiyacın var? Artık bir yazılım dilinde çok iyi olmaları yeterli oluyor. Algoritmayı bilmek yeterli, buna katılmıyorum. Mesela bir yazılımcıya ihtiyaç olmayacak değil. Ben her zaman bu örneği veriyorum, bu örneği veriyorum. Türkiye'deki yazılımcı sayısı 230,000-240,000 bin civarında, şu anda ABD'de 8,000,000 milyon yazılımcı var. Sadece Avrupa Birliği 800,000 yıl önce 2 bin yazılımcıyı işe alırdı. Gelecek yıl bir. 2,000,000 olacağını duyurdu. Şimdi böyle baktığın zaman zaten çok hızlı oluyor kardeşim. Biliyorsunuz, her yerde insana ihtiyacımız var ve herkesle yazılım işi yaptığımızda, operatörün bir şey yaratmasına gerek kalmıyor. Test mühendislerine de ihtiyaç var. Bizim projemizde de bir ihtiyaç var. İşin tüm iş modelini bilen, teknik boyutunu kavrayan bir adamın işsiz kalma ihtimali çok düşüktür. Eğer bugün e-ticarete ulaşan biriyseniz kargolama nasıl işliyor? Birden fazla kargo şirketiyle nasıl çalışıyor? Geri dönüş sürecinin ne olduğunu bildiğiniz zaman bir daha işsiz kalmazsınız. Dediğim gibi öğrenmeyi öğrenmek lazım. Bu benim ilk cevabım olurdu, ikinci cevabım ise algoritma bilgisi olurdu. Üçüncü cevabım, bir iş modeli öğrenmeleri olurdu. Herhangi bir iş modelini çok iyi bilmeleri yeterli. Son merak ettiğimiz nokta ise tüm konuklarımıza yapay zekanın kendi alanlarına olan etkisini sorduk ama benim en çok merak ettiğim noktalardan biri bu. Yazılım alanında bu konunun nereye kadar gideceğini, yapay zeka desteğiyle yazılım üreten insanların tembelliği sonucu algoritmik bakış açısının kaybolacağını düşünen bir kesim de var. Tam tersine, hızlı bir şekilde çıkılması gerektiği için üzerinde çalışılması gerektiğini düşünenler de var. Bu bağlamda hem yakın gelecekte hem de ileride sizin yanınızdayız. Düşüncelerinizi çok merak ediyorum, yapay zeka çıktıktan sonra ben de uzun süre kendime gelemedim. Yani ne yapacağım, nerede kullanacağım, ne yapacağım diye kendimi tutamadım, evet, bir şey ******. Evet telefonum da bir yük, bilgisayarımda taşıyorum, hayatımın bir parçası ama bana yarıyor. Benim şirketim için işe yaramıyor, bunu damak tadı anlamında kullanamam. Ürün yaratma açısından düşündüğümde aklıma hiçbir şey gelmiyor. Şimdi açılışı doğru yapmamız gerekiyor. Bunu hem yazılımcı tarafında hem de şirket tarafında bir örnekle açıklayayım, gelecekte mesleklerin ortadan kalkacağından bahsediyoruz. Mesleklerin olmayacağından, çeşitli mesleklerin ortadan kalkacağından bahsediyoruz. Bunu bir örnekle açıklayalım. Eğer bir iç mimar olmayı hayal ediyorsanız umarım öyle olmuşsunuzdur veya olacaksınızdır. Fethiye'de baba dağının tepesinde arsa sahibi olun. Bu araziye ev yaptırmak istiyor. Gelin, günümüz dünyasında yapay zekanın öncesi ve sonrasını birlikte konuşalım. Şimdi yapacağınız şey, onu açmak ve adına yapay zeka demek. Adada bir evim var. Burada bir villa istiyorum, sen benim için tasarlıyorsun. Bir çatlak çıkarıyor. Ne iş yapıyordun? Mimar tutarsın, iç mimar tutarsın, arıyı oraya gönderirsin, kaç metrekare olduğunu söylersin, o binayı çizdirirsin ve devam edersin, ikisi arasındaki fark, iç mimar oradaki mevsime göre evin hangi malzeme ile yapılacağını seçer. Evin kiriş aralıklarını seçer, orada mevsime göre kuyu açılıp açılmayacağına, açılacak kuyudan su gelip gelmeyeceğine, bahçede ne bulunması gerektiğine karar verir. Kaç metre yükseklikte, nasıl ısınacağını düşünüyor. Bunu düşünüyor. Devletin çeşitli kurumlarından burada kaç kat yapabileceğini öğreniyor ve ona göre 2 ayda bir çıktı veriyor. Daha sonra yapay zeka 15 saniye içerisinde çıktı veriyor. 2 çıktı aynı değil, bu mimarın durumu ne olacak? Birileri bu deneyimlerin hepsini yapay zekaya verse, "Bu ev, bu metrekare, bu acıyı kullanmak zorundasın" der. Bahçede klişe aralıkların çok olduğu bir özellik görmek isterdim, o zaman bilginin gücüyle aynı seviyede rekabet ederiz. Meslekler böyle evrilecek. Döndürdüğünüzde bir yazılım geliştiricisi oluyor. Herhangi bir kodun kopyasını isteyebilir, ancak mimarisini bilmiyorsa onu tanımlayamaz. Ayrıca kodun nereye ve nasıl yükleneceğini de bilmiyor. Yazmayı da bilmiyor. İşte burada da ezileceğiz. Mimarlık bilgimiz olacak, algoritma bilgimiz olacak. Yapay zekaya ne yapılması gerektiğini ve ondan aldığı çıktıları doğru yere nasıl yerleştireceğini detaylıca anlatacağız. İşte doğru kullanım şekli. Yurt dışında yapılan birçok araştırma, yapay zekanın tek başına olduğu yerlerde başarı oranının düşük olduğunu, insanların tek başına olduğu yerlerde ise başarı oranının yüksek olduğunu ancak bunun için çok fazla çaba gerektiğini gösteriyor. Yapay zekaya sahip insan. Enflasyonunuzu verirseniz, o zaman ortaya çıkar. İşte bu şekilde konumlanmamız gerekiyor. Uğurda, benzer bir soruya da aynı yanıtı verdi. Aslında yapay zekayı tek başına kullanmanın değil, kontrollü bir şekilde kullanmanın en doğru sonucu getireceğini söyledi. Hadi buradan oraya gidelim. Bunu şirket olarak nasıl değerlendiriyoruz? Diyorum. Uzun süre oturduğum yerden kalkamadım. Yapay zeka gelince dönüp ne yaptığımı gördüm. Türkiye'de 5 ayrı sektöre yönelik makale üretiyorum, bunlar e-ticaret makaleleri, üretiyoruz. Spor sektörüne yönelik ürünler üretiyoruz. Ürettiğimiz her yazılımın ucunu yapay zekaya bağlamaya çalıştık. Çok küçük bir kısmından bahsetmiyorum. Örnek vermek gerekirse, bu konuşmada e-ticaret sitelerinde pin adını verdiğimiz yapay zeka ile ne yapacağımızı düşünmeye başladığımız anda olay değişti. Otomatik ürün görseli oluşturma yeteneğine sahibiz, ürünleri farklı dillere otomatik olarak dönüştürme konusunda deneyimimiz var. Hikayeleştirme dediğimiz şey, her bir ürünün hikayesini verip, bütün ürünlere çok basit programlar verip, birbirinden tamamen farklı lenlin pedleri hazırlamaktır ve bunlar artık otomasyona koşan yapay zekanın çok verimli olduğu yerlere koşmaya başladı. Bu nedenle. Hayır, yapay zekayla ilgili ne yapabilirim diye düşünmek yerine, bunu buruna nasıl takacağımı düşündüğümde bambaşka bir şey ortaya çıkıyor. Çok doğru, bu noktaya ben de katılıyorum. Geçtiğimiz günlerde Davos'ta ortaya çıkan bir bilgi var. Bu konudaki yorumunuzu merak ediyorum. 5 yıl sonra insanların kendi becerilerinin %40'ını değiştirmesi gerektiği sonucuna varıldı. Bu alanda yapay zeka sonrası bir gelişme olabileceğini düşünüyor musunuz? Belki uzak bir gelecekte. Yazılım geliştiricilerinin %44'ünün, yani çok ciddi bir özellik setinin değiştirilmesi gerekirse ne olacağını düşünüyorsunuz? Bence herkes bizim dışımızda. Ben söyleyeyim o zaman bütün dünyanın yazılım öğrenmesi gerekecek sanırım. Ben 5 yıldır burada konuşuyorum. Avukatların da yazım kurallarını öğrenmesi gerekiyor. Mühendislerin de yazım kurallarını öğrenmesi gerekiyor. Doktorların yazım kurallarını öğrenmesi gerekiyor, yoksa çok basit örnekleri var. Bugünden bugüne yapay zeka çıkınca ortaya güzel bir keyzer çıkıyor. Artık yeni ameliyatların çıktığını biliyorsunuz. Robotik kollarla ameliyat yapıyorlar, bunları kim kodlayacak, kim programlayacak, bunun operatörü kim olacak? Bir doktorla bir yazılımcı her zaman yan yana mı olacak? Yapay zekanın gündemine geldiğimizde, o doktorun o programı nasıl kullanacağını öğrenmesi gerekiyor. Söylediklerimin yazılı bir dil olarak anlaşılması gerekmez. Bunu bir algoritma bilgisi olarak almak, bunu var olan bir bilgi olarak anlamak gerekiyor. Sanırım dünyanın geri kalanının bunu öğrenmesi gerekiyor. Buna hazırlanması gerekiyor. Çünkü biz bunu kabul ettik. İnsan ve yapay zeka bir arada olursa çok yüksek performansla çalışırlar, buna uyulursa her meslek birer birer dönüşecektir demiştik. Bir diğer örnek ise Kanada'dan yakın zamanda mahkemelerdeki kararların yapay zeka ile doğrulanması istendi ve bunun yanlış olduğu ortaya çıktı. Birisinin bana bunun neden yanlış olduğunu söylemesi gerek. Bu yanlışları düzeltmek için birinin çaba göstermesi gerekiyor. Benim çaba sarf etmekten kastım şu ki, bu sebepten dolayı yanlış çıktı, düzelteyim. Şimdi dünyadaki yazılımcıların büyük çoğunluğu bunu yapabilecek kapasitede değil, yapay zekanın neyi, neden ürettiğini bilmiyoruz. Bizim de az çok böyle bir sorunumuz var. Hiç konuşmadık, hep birlikte dünyayı çözmeye çalıştık. Dolayısıyla yazılım geliştiriciler dışındaki insanlar da yaz aylarında öğrenecek ve en büyük değişimin orada olacağını düşünüyorum. Sorduğunuz soruya direkt cevap vereyim, son adım şu anda yazma ekosisteminde çalışanların soru sorma kalıplarını öğrenmeleri ve yapay zekaya hazırlıklı olmak adına yapay zekayı hayatlarına dahil etmeleridir. Hazmettim, evet yapay zeka diye bir şey var. Benim bunu kendi işimde, kendi kurumumda nasıl uygulayabilirim diye sorgulamaya başlaması, bütün bu kırıklık dönüşümünü tetikliyor. Çok doğru, katılımınız ve fikirlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim Murat, bugün teknolojiyi büyütmek için önümüzdeki yıllarda bizi neyin beklediğini konuştuk. Yeni videolarımızdan haberdar olmak ve destek olmak istiyorsanız abone olmanız, beğenmeniz, yorum yapmanız veya paylaşmanız yeterli.

